Kayıtlar

sizlik-bizlik çare

Selam! Yine ben geldim. Umarım hepiniz iyisinizdir ve daha iyi olursunuz. Bu hafta da içimden geçenlerden yazıya döktüklerimle ya da dökeceklerimle gözlerinizin önündeyim. Bahsetmek istediğim konular bir yerde düğüm oluyor sanki. Hani, konular ardı ardına dizilmiş de ''abla biz gelmeyelim'' diye itiraz edenler, arka taraftaki gelmek isteyenler tarafından sıkıştırılıyor gibi hissediyorum. İnsanın hiç bir zaman çaresiz olduğuna inanmak istemiyorum. İlla ki bir yolu bulunur, demek istiyorum. Fakat bu yazıyı okuyan okumayan her hangi bir kişinin ne yaşadığını ya da ne hissettiğini bilmeden de kesin konuşamam. Sanırım şu an sadece, bu konuda yalnız olmadığımızı söyleyebilirim. Hepimiz zaman zaman sıkışmış, çaresiz hissedebiliriz. Her şey üst üste geliyor gibi gözükür. Sanki bir dağ ayaklanmış da üzerimize koşuyor gibi... Ama koşan bir süre sonra yoruluyor. Gece sabaha kavuşmuyor mu? Nefes aldıktan sonra verişimiz gibi her şey zamanı gelince değişime uğramıyor mu? Bilmiyorum....

Başkası ile Ben arasında

Merhaba! Yine ben geldim :) Umarım hepiniz iyisinizdir ve kolaylıklarla daha iyi olursunuz; her yönden 🌸 Şu an içsel enerjim yüksek, zihnimi dolduran gereksiz düşünceler sessiz. Kendimi hazır hissettiğim için de bloğu saat olarak erken yazmaya karar verdim; akşam yerine sabah yazıyorum 😄 Hem bu sefer konu üzerinde de fazla düşünmedim. Dün yaptığım bir hata sonrası ders niteliğinde olan üzüntünün ruhuma fısıldayışını aktarmak istiyorum bugün size. Hani insan bazen kendisine yapılmasını istemediği şeyi farkında olarak veya olmadan başkasına da yapar ya; ben de bana ve fikirlerime karışılmasını hiç sevmem. Ama gel gör ki, geriye dönüp baktığımızda şu ana kadar kaç kişinin hayatına burnumu sokmuşum. (Ben de diyorum, burnum niye bu kadar büyüdü? Cevabı bu sanırım.) İnsan bir yerden sonra büyüyor, öğreniyor, değişiyor... Bu değişimlerin belki %50, belki daha fazlasına ise yaptığımız hatalar, yaşadığımız olaylar ve onlardan çıkardığımız sonuçlar sebep oluyor. Dün yaşadığımdan ne kadar ders ...

Buna da Şükür

Herkese selam! Umarım hepiniz iyisinizdir ve kolaylıklarla daha iyi olursunuz. Bazı zamanlarda hayat hiç beklemediğimiz bir şekilde zorlaşıyor; bazen de hiç beklemediğimiz şekilde, adeta mucizevi bir biçimde kolaylaşıyor, güzelleşiyor. Sanki bir kitap veya defterin sayfalarını çevirir gibi anlık olarak değişebiliyor her şey. Zorluklar, genel itibariyle bilindiği gibi; dünya var olduğundan beridir dünyayla beraber varlıklarını sürdürüyorlar. Herkes için başka, her zaman için farklı, her ruh için ayrı, her zihin ve kalp için özel: zorluk, imtihan, dert veya ders var. Artık siz ne isim verirseniz... Ancak zorlukların var olması, güzel şeylerin hiç olmadığı anlamına gelmez. Öyle değil mi? Sizi zorlamak istemem fakat bu yazı dahilinde bir kaç farkındalık edinip hayata biraz daha yumuşak adımlarla devam edebilmeyi hepimiz için isterim. *** Hani ''güzel şeyler uzun sürmez'' diye bir inanç kalıbı var ya, benim fikrimce hiç bir kötü şey de uzun sürmez. Her yaşanan durumun illa k...

Anlaşmalı Anlaşmazlık

Selam. Umarım hepiniz iyisinizdir ve daha iyi olursunuz. Ben sizlerin iyiliğini temenni ederken, bir yandan kendi hayatımın iniş-çıkışlarıyla dengesini bulmaya çalışmasını izliyorum. Terapi sürecimde, bu hafta pek de hoş karşılamadığım bir bilgi edinmiş bulundum. Hani ben: ''Hayat bakış açısıyla şekillenir.'' diyorum ya; psikoloğum bu haftaki seansımızda, farklı bakış açılarından da bakmayı öğrenmem gerektiğini, kendi doğrularım olan ama totalde/genelde yanlış olan bir çok inancım olduğunu söyledi. Duyar duymaz sinirlerim bozuldu tabi. Dışarıdan bakınca fark edildi mi, bilmiyorum ama hiç değilse içimde ''göz dolması hissi'' oluştu. Buna ''savunma'' mı denir, ''direnç göstermek'' mi? İstediğinizi düşünebilirsiniz ama ben orada; zaten çok fazla bakış açısına bakmaya çalıştığım, hepsiyle empati kurmayı denediğim için bu hale geldiğimi anlattım. Bir 5-10 dakika falan bu konu üstüne konuştuk. Ardından seans bitip de ben kendi i...

Kendinden gelen

Selamlar. Umarım iyisinizdir ve daha iyi olursunuz. Merak eder misiniz, bilmiyorum ama; ben de iyi olmaya çalışıyorum. Hayat bazen gerçekten gelgitli oluyor ve duygularımız da hayatın gelgitlerine uyum sağlamaya çalışırken karışabiliyor. Yine de gerçek anlamda ''iyi hissetmenin'' çoğunlukla kişinin kendi iç dünyasına bağlı olduğuna inananlardanım. (Eğer blog yazılarımı ardı ardına okuyorsanız, muhtemelen genelde aynı kelimeleri kullandığımı fark edebilirsiniz. Sanırım kelime haznemi geliştirmem gerekiyor. Şimdilik özür dilerim.) İyi hissetmek, demişken kendi iyileşme sürecime biraz daha değinmek istiyorum bu hafta. Daha önceki yazılarımda OKB'si olan bir birey olduğumu anlatmıştım. Bundan 2-3 yıl kadar öncesine kadar, zihnimdeki takıntı, vesvese ve rahatsız edici düşüncelerin, içime girip beni ele geçirmiş yabancı bir varlık tarafından yapıldığına inanıyordum. Hani şu ''paranormal arkadaşlar''... Eve bir kaç kez gelip beni okumuş olan hocanın verdiği...

Bilmediğimin İçinden Bildiğim

 Üçüncü blog yazımdan hepinize selam! Yine ben :) Umarım iyisinizdir ve kolaylıklarla her yönden daha iyi olursunuz. Bu sefer de ne yazacağımdan emin olamayarak oturdum masa başına. Onaylayacağınızı düşünerek söylüyorum ki; çoğu şey anlık olarak gelişmiyor. İniş-çıkışlar yaşıyoruz, deneme-yanılma yollarından geçerek öğreniyoruz; düşünüyoruz, taşınıyoruz, asansör kullanıyoruz, nakliyecilerle anlaşıyoruz, bazen yeni mobilya bakıyoruz... Bu da benim beynimin konudan konuya atlama hızı işte. Hem örnek vermeye çalışıp hem anlatımın içine mizah katmayı düşünürken ortaya böyle cümleler çıkıyor. Yediğiniz yemekte özellikle tatmak istediğiniz tadın arka planda kalıp tuzun ya da şekerin, hele ki aşırı ekşi olan o limonun tadının: ''Ben bu gece burda yatılı kalcam'' deyip ortama kurulmasına benzer bir durum. Asıl konuya dönelim, bir zahmet dönelim canım kendim... Nakliyecilerden bahsetmeye başlamadan öncesinde dediğim gibi; biz aslında farkında olsak da, olmasak da yaptığımız veya...

Anlamı var mı?

Selam! Umarım iyisinizdir ve daha iyi olursunuz. Ruhunuz veya bedeniniz yorgunsa bile bu yorgunluğun en güzel ve en kolay şekilde geçmesini dilerim. Bu hafta benim için de hem fiziksel, hem ruhsal olarak biraz yorucu geçti. Hani durup durup ''hayatın anlam ve amacını sorgulama'' kapısı açılır ya üstümüze; bu aralar o kapıdan içeriye bakmayı da geçip, aklımızı bazen karıştıran ve bazen netleştiren onlarca bakış açısı arasından biraz ilerledim. Sonucun ne olduğundan yine tam anlamıyla emin olamayarak ''süreci'' sizlerle paylaşmak için bu haftaki blog yazımı yazmaya geldim. Umarım herkes için sadece faydalı olur... Bir önceki bloğumda, Obsesif Kompulsif bozukluğa sahip olduğumdan bahsettiğimi hatırlıyorum. Yani aşırı düşünmenin yanı sıra; kişinin aklındaki bir çok düşünceye takılı kalması, gibi bir durum söz konusu. Bu biraz, kat sayısı belli olmayan bir asansörün, çıktığı her katta, kapısı açık bir şekilde en az yarım saat durmasına benziyor. Ayrıca her dü...