Kayıtlar

Bilmediğimin İçinden Bildiğim

 Üçüncü blog yazımdan hepinize selam! Yine ben :) Umarım iyisinizdir ve kolaylıklarla her yönden daha iyi olursunuz. Bu sefer de ne yazacağımdan emin olamayarak oturdum masa başına. Onaylayacağınızı düşünerek söylüyorum ki; çoğu şey anlık olarak gelişmiyor. İniş-çıkışlar yaşıyoruz, deneme-yanılma yollarından geçerek öğreniyoruz; düşünüyoruz, taşınıyoruz, asansör kullanıyoruz, nakliyecilerle anlaşıyoruz, bazen yeni mobilya bakıyoruz... Bu da benim beynimin konudan konuya atlama hızı işte. Hem örnek vermeye çalışıp hem anlatımın içine mizah katmayı düşünürken ortaya böyle cümleler çıkıyor. Yediğiniz yemekte özellikle tatmak istediğiniz tadın arka planda kalıp tuzun ya da şekerin, hele ki aşırı ekşi olan o limonun tadının: ''Ben bu gece burda yatılı kalcam'' deyip ortama kurulmasına benzer bir durum. Asıl konuya dönelim, bir zahmet dönelim canım kendim... Nakliyecilerden bahsetmeye başlamadan öncesinde dediğim gibi; biz aslında farkında olsak da, olmasak da yaptığımız veya...

Anlamı var mı?

Selam! Umarım iyisinizdir ve daha iyi olursunuz. Ruhunuz veya bedeniniz yorgunsa bile bu yorgunluğun en güzel ve en kolay şekilde geçmesini dilerim. Bu hafta benim için de hem fiziksel, hem ruhsal olarak biraz yorucu geçti. Hani durup durup ''hayatın anlam ve amacını sorgulama'' kapısı açılır ya üstümüze; bu aralar o kapıdan içeriye bakmayı da geçip, aklımızı bazen karıştıran ve bazen netleştiren onlarca bakış açısı arasından biraz ilerledim. Sonucun ne olduğundan yine tam anlamıyla emin olamayarak ''süreci'' sizlerle paylaşmak için bu haftaki blog yazımı yazmaya geldim. Umarım herkes için sadece faydalı olur... Bir önceki bloğumda, Obsesif Kompulsif bozukluğa sahip olduğumdan bahsettiğimi hatırlıyorum. Yani aşırı düşünmenin yanı sıra; kişinin aklındaki bir çok düşünceye takılı kalması, gibi bir durum söz konusu. Bu biraz, kat sayısı belli olmayan bir asansörün, çıktığı her katta, kapısı açık bir şekilde en az yarım saat durmasına benziyor. Ayrıca her dü...

Delirmekle Akıllanmak Arası...

Selam! Nasılsınız? Umarım iyisinizdir ve kolaylıklarla daha iyi olursunuz. Şu an siz bana ''nasılsın'' diye soracak olsaydınız muhtemelen size şöyle cevap verirdim: ''Bir ara televizyonda ''KOCA KAFALAR'' adında, çizgi filme benzeyen bir program vardı. Kendimi onlar gibi hissediyorum. Kafası kocaman, vücudu küçücük...'' Kafamı kocaman hissediyorum; çünkü dolup taşan ve anlamlı-anlamsız her fikrin aramıza katılmasından dolayı balonlarla yarışır vaziyetteyiz. Vücudumu küçücük hissediyorum; çünkü böylesine dolu olan bir beyne göre bedenimin varlığını daha az fark ediyorum şu aralar. Bazen aynada kendime bakıp: ''Aaa! Benim burnum mu vardı? Ayy, ben insanmışıııım! Kulak dediğimiz böyle bir şey miydi yaa?'' diye düşündüğüm oluyor. Hayır, burada hiç bir abartış yok. :) Hatta bu benim için artık neredeyse sıradan bir durum haline geldi. Çünkü ben bir OKB, yani ''Obsesif Kompulsif Bozukluk'' hastasıyım. :) Dışarıda...