Buna da Şükür

Herkese selam! Umarım hepiniz iyisinizdir ve kolaylıklarla daha iyi olursunuz.

Bazı zamanlarda hayat hiç beklemediğimiz bir şekilde zorlaşıyor; bazen de hiç beklemediğimiz şekilde, adeta mucizevi bir biçimde kolaylaşıyor, güzelleşiyor. Sanki bir kitap veya defterin sayfalarını çevirir gibi anlık olarak değişebiliyor her şey.

Zorluklar, genel itibariyle bilindiği gibi; dünya var olduğundan beridir dünyayla beraber varlıklarını sürdürüyorlar. Herkes için başka, her zaman için farklı, her ruh için ayrı, her zihin ve kalp için özel: zorluk, imtihan, dert veya ders var. Artık siz ne isim verirseniz...

Ancak zorlukların var olması, güzel şeylerin hiç olmadığı anlamına gelmez. Öyle değil mi? Sizi zorlamak istemem fakat bu yazı dahilinde bir kaç farkındalık edinip hayata biraz daha yumuşak adımlarla devam edebilmeyi hepimiz için isterim.

***

Hani ''güzel şeyler uzun sürmez'' diye bir inanç kalıbı var ya, benim fikrimce hiç bir kötü şey de uzun sürmez. Her yaşanan durumun illa ki bir sonu olduğunu düşünüyorum. Örnek vereyim:
Diş ağrısını daha önce çektiyseniz o ızdırabı bilirsiniz. Ağrı ister dişte olsun, ister sırtta olsun, ister Doğu tarafında olsun; zaman zaman şiddeti artar, azalır. Yani tekdüze ilerlemez. Güzel şeyler de böyle. İyi bir şey yaşadığımız zamanlarda heyecan, mutluluk, huzur veya tam tersi olan çok başka duygu ve hisleri saniyeler içinde değişken halde yaşayabiliriz.

Demek istediğim şu ki: hayatın durağan değil, DEĞİŞKEN olduğu. Ve asıl bahsetmek istediğim konu; kendi hayatımızın iyi ve kötüsünü kendimiz seçip büyük ölçüde bizim değiştirebilecek oluşumuz. Hayatta olan olayların hepsini yönetebileceğimizden, başkalarının ne düşünüp ne söyleyeceğine karar verebileceğimizden bahsetmiyorum elbette. Ama kendi bedenimiz, kendi zihnimiz, kendi sözlerimiz, kendi hareketlerimiz ve önümüzdeki o ''BİR TEK'' adımın kontrolü bizim elimizde.

Zorluklardan, kolaylıklardan bahsettik de, ''Ne alakası var'' diyecek olursanız; şu an hayatımızda istediğimiz veya istemediğimiz, olan ve olamayan her şeyin, varlığının ya da yokluğunun bizim için en iyisi olduğuna inanarak şükretmek: hem kontrolün elimizde olmasıyla, hem de şükrün bir çok zorluğu uzaklaştırıp fark edilen güzelliklerin artmasında büyük bir etken olması, gerçekten alakalı bir durum.

Hayatın geneline bakıp: ''Bunun neyine şükredeyim?'' dediğimiz zamanları hemen herkes yaşamış olabilir. Ama bu kötü duruma şükredilemeyeceği anlamına gelmiyor. Hayat, bakış açısıyla şekillenir ya; belki burada da başka bir bakış açısından bakmamız gerekiyordur.
Son seanslarımızda psikoloğumun: ''Yaşadığımız zor durumlar aslında bizim bir şeylerden korunmamıza sebep oluyor olabilir.'' deyişini hatırlıyorum. Şahsen ben de, yaşanılan iyi veya kötü her şeyde şükredilecek bir şey bulunabileceğine inanıyorum. Örnek mi?
OKB, takıntılar, kaygı sebebiyle aşırı derecede stres yaşayıp evden çıkamadığım dönemlerde eğer evden çıkabilseydim; muhtemelen kendimi yalnız hissettiğim için internet üstünden tanıştığım kişilerle bir araya gelerek kendimi çok zor bir durumun içine koyabilirdim. Ya da, babam ben küçükken vefat etmemiş olsaydı; belki şu an baskıcı bir ebeveynle yaşıyor olabilirdim ve bu durum yaşadığım psikolojik sorunları daha çok artırabilirdi.

Alexander Winterman, ''Kendini İyi Hisset'' kitabının 22. sayfasında şunları anlatıyor:
''Çevremize baktığımız zaman mutsuz insan örneği daha fazla. Bu nedenle sanki hayatın bütünü zaten kötü hissiyle davranıyoruz. Biraz gökyüzüne baksak gökyüzünün daima bulutlu olmadığını, en az bulutlu olduğu kadar güneşli de olduğunu fark edebilsek hayatımızda çok şey değişecektir.
En büyülü psikolojik etkileşim; iyi olayları hemen atlıyoruz, kötü olayları zihnimizde tutuyoruz...''

Genellikle şükretmek için çok büyük sebeplere ihtiyaç olmaz. Sadece olabilecek güzel ihtimalleri görmeye çalışıp şükretmek bile; hem iç huzura, hem de bir şeylerin daha çok yolunda gitmesine katkı sağlar.
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Herkes için kolaylıklarla faydalı olması ve şükre vesile olması dileklerimle...
Hayat size iyi baksın. İyi günler, iyi ömürler dilerim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilmediğimin İçinden Bildiğim

Kendinden gelen

Delirmekle Akıllanmak Arası...