Başkası ile Ben arasında

Merhaba! Yine ben geldim :)
Umarım hepiniz iyisinizdir ve kolaylıklarla daha iyi olursunuz; her yönden 🌸

Şu an içsel enerjim yüksek, zihnimi dolduran gereksiz düşünceler sessiz. Kendimi hazır hissettiğim için de bloğu saat olarak erken yazmaya karar verdim; akşam yerine sabah yazıyorum 😄

Hem bu sefer konu üzerinde de fazla düşünmedim. Dün yaptığım bir hata sonrası ders niteliğinde olan üzüntünün ruhuma fısıldayışını aktarmak istiyorum bugün size.

Hani insan bazen kendisine yapılmasını istemediği şeyi farkında olarak veya olmadan başkasına da yapar ya; ben de bana ve fikirlerime karışılmasını hiç sevmem. Ama gel gör ki, geriye dönüp baktığımızda şu ana kadar kaç kişinin hayatına burnumu sokmuşum. (Ben de diyorum, burnum niye bu kadar büyüdü? Cevabı bu sanırım.)

İnsan bir yerden sonra büyüyor, öğreniyor, değişiyor... Bu değişimlerin belki %50, belki daha fazlasına ise yaptığımız hatalar, yaşadığımız olaylar ve onlardan çıkardığımız sonuçlar sebep oluyor. Dün yaşadığımdan ne kadar ders aldım, tekrar yapar mıyım? Bunları bilmiyorum ama öğrendiğim şey: kesin bilgiye sahip olmadan iyi niyetle de olsa bir şeylere karışmamak.

Çünkü bazen düzelttiğimizi sanırken bozabiliyoruz. Bazen bilmediğimiz şeylere sebep olabiliyoruz. Belki de yaptığı şeyi ''yanlış'' görüp düzeltmeye çalıştığımız insanın doğrusu o yoldur. Tek bir doğru yok ki dünyada. Herkesin karakteri, zihni, kalbi; yaşayışı, anlayışı, bakışı... farklı farklı olabiliyor. Tabii ki benzerlikler olabilir, fakat bu her şeyi onun adına tamamen çözüp değiştirebileceğimiz anlamına gelmiyor. -muş, yani... Bunu anlayabilmek için sevdiğim bir kalbin yarasını acıtmamış olsam daha iyi olabilirdi tabi...

Hata yapmadan da öğrenmenin illa ki yolları vardır. Ancak arada bir teknolojik aletlere bile Türk usulü vurup kafasına ''DANK!'' ettirmeyince düzelmiyor.

İç sesim kendi kendisiyle şu şekilde tartışıyor şu an:
''Herkesin kurtuluş ışığının, şifasının, çözümünün, ilacının kendi içinde saklı olduğundan söz ediyorum da...''
''Ama insan insana destek de olur ya hani?''
''İyi de senden yardım istemeyene istesen de yardım edemezsin. Bu başkasının hayatına müdahale olur.''

Evet; yardım ve destek istenmezse kapanmakta olan bir yaraya dokunup boşu boşuna onu acıtmanın manası var mı? Kedi alışmaya başladıktan sonra kendisi gelip istemeden ayağındaki kıymığı çıkarmaya çalışırsak bize karşı saldırganlaşmaz mı? İyi de... İnsan bazen yardım da isteyemez ki?.. Çekinir, kendisi çözmek ister. Biz o insanın düşüncesini nereden bilelim?

Belki bunca yazdığımdan sonra biraz saçmalıyorum gibi gelebilir, ama bence iyi hissetmek ve iyi hissettirmek için çabalamaya devam etmek en doğrusu. Bunu her zaman doğrudan kişilerin hayatına müdahil olarak yapmak zorunda değiliz aslında. Bazen bir tebessüm, bir ''yanındayım'' sözü bile çok iyi gelebilir insana. Ama bazen gelmeye de bilir. Yanında olamayacaksak söz vermeyelim tabii ki 🙈...

Kendimize ya da bir başkasına yalnız olmadığını hissettirmenin bir yolunu bulabileceğimize eminim. İnanıyorum ki isteyince her şeyin yolu bulunuyor. Umarım çaresiz bir durum içinde değilsinizdir ama bu söylediklerimden çaresizliğinizi küçümsediğim sonucuna varmayın lütfen. Benim de buradaki temel amacım; zihnimdeki düşünce akışını buraya aktararak iyi hissedip sizlere de iyi hissettirebilmek.

Hep iyi amaçlar üzerine yürüdüğümüz yolların kolaylıkla açılması dileklerimle...
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
İyi günler, iyi ömürler dilerim. Hayat size iyi baksın...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilmediğimin İçinden Bildiğim

Kendinden gelen

Delirmekle Akıllanmak Arası...