saçmalamasyon
Selam... Bir süre aradan sonra yine sizlerleyim. Kendimce bazı sebeplerden dolayı blog yazmaya ara vermek veya belki tamamen bırakmak gibi kararlar aldım. Ancak gördüğünüz gibi yine buradayım.
Umarım hepiniz iyisinizdir ve kolaylıklarla daha iyi olursunuz. Ben yine bildiğiniz gibi varoluşsal sorgulamalar ve amaç arayışı arasında voltalar atıyorum. Sadece zihnimin son zamanlarda daha net olduğunu, zihnim belirsizliğe yönelse bile ruhumun dil çıkarıp:
''Püff! Aman! Banane be!''
dediğini hissediyorum.
İnsan çok değişik bir varlık ya. Kimi zaman her şeyi düşünmekten kafayı yerken, kimi zaman ''salla gitsin'' modunda yaşıyoruz. Çoğunlukla da dalgalar nereye götürürse sandal/kayık o yöne ilerliyor. Belki de birçok şeyi biz kontrol etmiyoruz; kontrol etmeye çalıştığımız ya da ettiğimizi sandığımız şeyler bile, sadece hayatın olağan akışı. Hatta belki... Biz bir şeyler için çabalayınca Hayat tek kaşını kaldırıp:
''Niye işime çomak sokuyorsunuz?'' diye bakıyordur. Güzel şeylere ulaşan yolların zorluğu ve uzunluğu da bu yüzden olabilir.
Hayat kolayına geldiği gibi önümüze yolları sununca; önümüze yığılmış onca şeyin arasından kafamızı kaldırmayı denerken belimiz bükülüyor. E biz kolay kaldıralım diye ekipman getirince Hayat patron kızıyor tabi. İşler kendisinin istediği gibi olmayınca, falan filan...
Ben böyle yazıyorum da herhangi bir şekilde bunlara inandığımdan değil. Neye inandığımı ben de bilmiyorum şahsen. Herkesin doğrusu kendine olabiliyorken ve yüzyıllardır çözülemeyen belirsizlikler benim de beynime ''Dank!'' etmişken, hayatı salıvermeyi uygun gördüm sanırım.
Tamamen her şeyi akışa bıraktığımı, her şeye güvenle yaklaştığımı iddia edemem elbette. Sadece saça takılan toka esnemekten başka değişime uğramayınca olduğu gibi kabul etmeyi deniyorum biraz.
Kusura bakmayın da ne anlattığımı ben de bilmiyorum... Ne anlatmaya çalıştığımı da bilmiyorum. Yine de deniyorum. Belki zihnimi hafifletmeyi falan deniyorum. Blog yazarak başka ne denenir ki? Elimin boş durmasındansa bir işle meşgul olmayı da amaçlıyor olabilirim. Yoksa düşünceler derya-deniz olmuşken boğulmam an meselesi olabilir.
Gerçi, denizi bilmem de düşüncelerimde yüzmeyi seviyorum. Sonuçta benim zihnim. Canım beynim ya... Ne güzel düşünemiyoruz öyle... Geçmişle gelecek arasında 40 takla atıp bugünde amuda KALKAMIYORUZ. Çünkü ben amuda kalkmayı bilmem. Bugün... Yatıyoruz, oturuyoruz, arada bir yürüyoruz. N'apıyoz biz ya?
Sizi bilmem de benim saçmaladığım kesin. Bugün kendime izin verdim: genellikle düzeltme baskısı olmadan beynimdekileri buraya boşalttım. İhtiyacınız olan varsa alabilirsiniz. 😂
napıyom ben yaa... her neyse. Hayat size iyi baksın. İyi günler, iyi ömürler dilerim efendim...
Yorumlar
Yorum Gönder